5 Aralık 2014 Cuma

128 Dikişli Şiir

...

Öyle çok şimşek çaktı gece
Ben sonu Z harfi olarak düşündüm
Son harf olarak
Ben Zeni düşündüm ahbap.

...

Didem Madak / 128 Dikişli Şiir

2 Kasım 2014 Pazar

pahalı - burak dikoğlu


Burak Dikoğlu şiiri; uzun yol insanlarının, ülkesizlerin, sığamayanların, ihtiras uğruna ölmeye hazırların hazinesidir. Canım dostum, en kıymetli hikâyem başucu kitabım olmaya geliyor. Bu kelimelere lütfen anlayabilecekler dokunsun. Ben sarılıp uyumayı düşünüyorum. Yolu açık olsun. 

G,

16 Ağustos 2014 Cumartesi

selluka



Burası senin ömrünün yarısı ediyorsa ben elbette gençliğime lanet ederim. 

Mesela içimizden çıkmayan kokuya sıkı sıkı sarılalım. Uykudan uzun uzun severek uyanalım. Yollar yapalım sonra şarkılardan. Her dokunuşta o insanı alıp uzun bir yola çıkalım ve geri dönmeyelim. Kaybolalım ama korkmayalım. Dünya yıkılsa da bizim başımıza bir şey gelmez bilelim. 

Mesela bir köpeğin sessizliği için gözyaşlarını içine akıtan adamların sesini öpelim. Saçlarının arasındaki yaşanmışlıklara sığınalım. O güçlü omuzlara hayatımızı yaslayalım. Şaşıralım o adamların şimdiki zamanın kaçıncı yaşında olduğuna.

Daha çok şey var ama şu Sait Faik sırrını unutmayalım olur mu? ''Bir insanı sevmekle başlayacak her şey''. Sevelim.


G,

29 Temmuz 2014 Salı

24 Temmuz 2014 Perşembe

didem madak



Ne Türkiye'nin Sylvia Plath uzantısı olmuş ne de kelime ilizyonu ile uğraşmış. Turgut Uyar hüznü gibi geçip gitmiş, yüreğimize dokunduğu dizelerle kalmış. Bu gece Zeyniler Köyünde Çalıkuşu olsun zaman. Bizler de Didem Madak için, ah'lar ağacına çiçekli şiirler asalım.

Ek olarak, Gözde Demirbilek'in iç'i çok güzel anmış, okuyalım.


http://kaosgl.org/sayfa.php?id=17175

23 Temmuz 2014 Çarşamba

rica

Gerçeği söyleyecek cesareti olmayan insanları sevmiyorum. Bazı doğrularınızın yalan olduğunu biliyoruz örneğin. Hikaye yazmaya çalışmayın.

G,

28 Nisan 2014 Pazartesi

o işler öyle olmuyor

İnsanlar, hayat değiştiren kitaplar yazıyorlar
Sonra sahnede ölmek isteyenler var
Limonlu popkek, elmalı turta falan
Yollar, yolculuklar, yol arkadaşlıkları
Güzel insanlar var mesela, kahve kokan dostluklar
Çocuklar var, Cansever'in ''gökyüzü'' saydığı çocukluk
Şiirler, kelimeler...
Dokunmak var sonra, soluksuz
Neşet Ertaş Leyla'yla
Turgut Uyar Tomris'le
Sokaklar isyanla
Hayat, sevmekle var.
Sarhoşluklar, kahkahalar
Acılar, sızılar
Ağlatan mutluluklar.
Hadi hepsini geç rakı var güzel kardeşim.
Müslüm Baba var.

Ve sen bu dünyaya  insanların hayatına burnunu sokmak için gelmiş olamazsın değil mi? Hayır, eğer öyleyse şunu bi' kenara yaz:



G,

16 Nisan 2014 Çarşamba

acı ilişki

Sevgilim,
Bir ülke senin gövden kadar masum olsaydı
Bir tek anne oğlunu devletten sormazdı.

Şükrü Erbaş - Acı İlişki, 1996

12 Nisan 2014 Cumartesi

der ay anne

''İnsanın geniş yürekli olması iyidir de geniş mezhepli olması başkadır; herkesi aynı yerden severseniz tuhaf olur, yan yana gelmeyecek şeyleri seviyorsunuz, demek ki hiçbir şeyi sevdiğiniz yok.''

Süreyya Karacabey

24 Mart 2014 Pazartesi

saatler geçmeli


''ki sana değişe değişe aktım / kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım''

-Turgut Uyar

Erken yorulmamalı, yavaş yaşamalı. Usul usul sevebilmeli. Göz altı sarhoşluklarına ''merhaba'' dememeli. ''Günaydın'' olmayan sabahlar kalmamalı. Sigara sayısı artmamalı. Boğaza yerleşen düğümü, kalbe oturan fili siktir etmeli. Kokular gelmeli-geçmeli ve gitmeli. İçimizden geçip yeryüzünün herhangi bir güzelliğine düşmeli. Çiçek açan ağaçlara, ılık rüzgara, bir çocuk gülüşüne yerleşmeli. Değişen vücut ısısıyla loş odaların ışığı açılmalı. Uyanmalı. Kendine gelmeli. Bozulan kimyayı düzeltip kocaman gülümsemeli öz'e kavuşmalı. Kalp çarpmamalı, atmalı. ''Anlamıyorsun'' diyebilmeli. Unutmamalı sözün devamını. İnsan, içindeki cümleleri o an'a o an dökmeli. Biriktirip sabahları zehir etmemeli. Tende iz bırakmamalı. Tende iz bırakmamalı. Tende iz bırakmamalı.

Saatler geçmeli uyku arasında açılan gözlerden. Saatler geçmeli sevişmelerden. Saatler geçmeli orgazm sigaralarından. Saatler geçmeli içimden. Saatler geçmeli kitaplardan, şarkılardan. Saatler geçmeli kedi özleminden. Saatler geçmeli ellerimizin arasında sızan adamlardan. Saatler geçmeli tahammülsüzlükten. Saatler geçmeli paranoyalardan. Saatler geçmeli kutsaldan, tutkudan, yalancıdan, şiirden. Saatler akıp gitmeli bir nehir gibi, sırtından.

Saatler geçip gitmiyor.

Bugün günlerden Ahmet Erhan. Acı, yüreğimden beynime sızar.

Bu iç döküş pink floyd - time, efes malt ve panik atak eşliğinde yaşanmıştır. Yayında ve yapımda emeği geçen -bilhassa'sız- tüm arkadaşlar güne kahveyle devam etsin. Ayrıca, bu duyguyu not alın geçmeyecek demiştim. Döndük dolaştık aynı yerdeyiz.

G,

18 Mart 2014 Salı

geç kalmamış ölü

''Coğrafya kaderdir'' derler eminim bunu da biliyorsundur. Sen hangi toprağın kokusuna bürünmüştün anlayamadım fakat ellerini şu yaşımın coğrafyası sandım. Tuttum sıkı sıkı. Sarıldım. Aldım kokusundan öptüm damarının. Adımlamadığım bir coğrafyadan geliyordu kokun. Şampuan firmasına ve tütüne değil annene borçlusun, bilmiyorsun ilk kez. Bu kadar kısa olduğunu tahmin edemediğim yolculuklarda çektim içime yeryüzünün yalancı şiirinin kokusunu. ''Bir gün yüzünü unutursam çok üzülürüm'' dediğim geceyi özleyip yüzünün tüm ayrıntılarını ve aydınlığına yazılan mektupları unutacağım günü bekleyeceğim sevgili kutsal tutku. 

Dün, takvimim hangi mevsim olduğu önemli olmayan bir ayın yirmi birinde durdu. Ben hep yirmi birlerde yitip, yitiriyorum, unutmam. Tüm kırgınlıklarda kendimi her şeye karşı suçlu hissederken hastane odasında tavanı seyreden gözlerim dikiliyor karşıma. İçim sancıyor, dindiremiyorum.

Bir acıya kiracı'nın yirmi yedinci sayfasına saklanmış takvim yaprağından, yaşımda okunmuş o kitaptan, dinmeyen gözyaşlarımdan ve en çok içime dolan kokudan bu kez kurtulamıyorum. Sola dönen tüm yolların çıkmaz sokak olduğunu unuttuğum içim kendimi suçluyorum. Suçluyorum. Suçluyorum.

Unutamayacağım anlara yenilerini ekledim, bir çift yeşil gözün içinden geçtim.
Bir koku daha kazanıp kendimi kaybettim.
En mühimi de bir zamanlar ömrüme damlayan okyanus kokusunu ve çilek reçeli tadını dün sabah yitirdim.

G,